Skip to article
Görkem Yıldız, home
Available for October

Jakob Yasası: Kullanıcı Alışkanlıklarıyla Sezgisel Arayüzler Yaratma Sanatı

Kullanıcıların diğer sitelerdeki deneyimlerini kendi tasarımınıza nasıl bir avantaja çevirebileceğinizi keşfedin. Jakob Yasası ile sezgisel ve tanıdık UI/UX arayüzleri yaratmanın sırlarını öğrenin.

· 3 min readTürkçe

Merhaba arkadaşlar, bu yazımda yine psikolojinin tasarım dünyasındaki yansımalarından birini, UI/UX tasarımcıları için adeta bir pusula görevi gören Jakob Yasası'nı mercek altına alacağım.

Eğer bir kullanıcı olarak yeni girdiğiniz bir web sitesinde arama kutusunu sağ üstte, logoyu ise sol üstte bulmayı bekliyorsanız, aslında farkında olmadan Jakob Yasası'nın etkisindesiniz demektir. Bu yasa, kullanıcıların dijital dünyadaki beklentilerini anlamamız ve onlara daha iyi deneyimler sunmamız için bize yol gösterir. Gelin, bu güçlü prensibin ne olduğunu ve tasarımlarımıza nasıl entegre edebileceğimizi birlikte inceleyelim.

Jakob Yasası Nedir?

Jakob Yasası, adını Nielsen Norman Group'un kurucularından Jakob Nielsen'dan alan temel bir kullanıcı deneyimi (UX) ilkesidir. Yasanın temel fikri oldukça basit ve nettir:

“Kullanıcılar zamanlarının çoğunu diğer web sitelerinde geçirirler. Bu, sizin sitenizin de daha önce alıştıkları siteler gibi çalışmasını bekledikleri anlamına gelir.”

Başka bir deyişle, kullanıcılar yeni bir arayüzle karşılaştıklarında, daha önce edindikleri zihinsel modelleri ve alışkanlıkları yanlarında getirirler. Bir e-ticaret sitesindeki alışveriş sepeti ikonunun ne işe yaradığını, bir formdaki 'Gönder' butonunun ne yapacağını veya bir mobil uygulamadaki 'hamburger menü'nün nerede olacağını tahmin edebilirler. Jakob Yasası, tasarımcıları tekerleği yeniden icat etmek yerine, bu yerleşik beklentilerden yararlanmaya teşvik eder.

Jakob Yasası'nın UI/UX Tasarımındaki Önemi Nedir?

Bu yasanın prensiplerini benimsemek, tasarımlarımıza sayısız avantaj sağlar. Sadece estetik bir tercih değil, aynı zamanda doğrudan kullanılabilirliği etkileyen stratejik bir karardır.

1. Bilişsel Yükü Azaltır

Kullanıcılar, alışık olmadıkları bir arayüzle karşılaştıklarında her bir elemanın ne işe yaradığını yeniden öğrenmek zorunda kalırlar. Bu durum, bilişsel yükü artırır ve kullanıcının asıl amacından (örneğin bir ürün satın almak veya bilgi bulmak) uzaklaşmasına neden olur. Tanıdık tasarım kalıpları kullanmak, kullanıcıların düşünmeden hareket etmelerini sağlar ve deneyimi pürüzsüz hale getirir.

2. Kullanılabilirliği ve Verimliliği Artırır

Alışıldık bir tasarım, kullanıcıların hedeflerine daha hızlı ve daha az hatayla ulaşmasına olanak tanır. Navigasyonun nerede olduğunu veya bir işlemi nasıl tamamlayacaklarını tahmin etmek zorunda kalmazlar. Bu sezgisellik, genel kullanıcı memnuniyetini doğrudan etkiler.

3. Güven ve Aşinalık Hissi Oluşturur

Kullanıcılar, tahmin ettikleri gibi çalışan arayüzlere daha fazla güvenirler. Standartlara uyan bir tasarım, uygulamanızın veya web sitenizin daha profesyonel ve güvenilir algılanmasını sağlar. Tam tersi, kafa karıştırıcı ve alışılmadık bir yapı ise güvensizlik yaratabilir.

Jakob Yasası Tasarıma Nasıl Uygulanır?

Peki, teoriyi pratiğe nasıl dökeceğiz? İşte Jakob Yasası'nı projelerinizde uygulayabileceğiniz bazı somut alanlar:

  • Navigasyon Kalıpları: Web sitelerinde logo genellikle sol üst köşededir ve ana sayfaya bağlantı verir. Ana menü yatay olarak üstte veya mobil için bir 'hamburger' ikonunun arkasında yer alır. Bu kalıpları takip etmek, kullanıcıların sitenizde kaybolmasını önler.
  • E-Ticaret Akışları: Alışveriş sepeti ikonu, ürün detay sayfalarının yapısı, 'Sepete Ekle' butonu ve ödeme adımları (adres, kargo, ödeme, onay) gibi unsurlar artık evrensel standartlara sahiptir. Bu akışı bozmak, kullanıcıların alışverişten vazgeçmesine neden olabilir.
  • İkonografi: Büyüteç arama, çöp kutusu silme, kalp beğenme, dişli çark ayarlar gibi ikonlar evrensel bir dil haline gelmiştir. Bu ikonları farklı anlamlarda kullanmak kafa karışıklığı yaratır.
  • Form Tasarımı: Etiketlerin input alanlarının üstünde veya solunda yer alması, zorunlu alanların (*) ile belirtilmesi ve eylem butonlarının (örneğin 'Kaydet', 'İptal') formun sonunda konumlandırılması gibi kurallar, etkili form tasarımları için standartlaşmıştır.

Yaratıcılık ve Jakob Yasası Dengesi

Bu noktada aklınıza şu soru gelebilir: "Jakob Yasası yaratıcılığı öldürüyor mu?" Kesinlikle hayır. Bu yasa, her şeyin aynı görünmesi gerektiği anlamına gelmez. Aksine, temel kullanılabilirlik sorunlarını standart kalıplarla çözerek, size markanızın kimliğini yansıtacak renkler, tipografi, içerik ve mikro etkileşimler gibi alanlarda yaratıcı olmanız için zaman ve enerji kazandırır. Unutmayın, kullanıcıların en temel etkileşimlerde zorlanmadığı bir arayüz, sizin yaratıcı dokunuşlarınızın takdir edilmesi için en iyi zemini hazırlar.

Son Söz

Jakob Yasası, kullanıcı odaklı tasarımın temel taşlarından biridir. Empati kurmanın ve kullanıcıyı tasarım sürecinin merkezine koymanın önemini bize bir kez daha hatırlatır. Başarılı bir UI/UX tasarımcısı, ne zaman standartlara uyması gerektiğini ve ne zaman kuralları esneterek inovasyon yapabileceğini bilen kişidir. Kullanıcılarınızın alışkanlıklarına saygı duymak, onların sadakatini kazanmanın en emin yoludur. Unutmayın, en iyi arayüz, kullanıcının en az düşünmek zorunda kaldığı arayüzdür.

Görkem Yıldız

Helmlab, a family of perceptual color spaces for UI design systems (arXiv:2602.23010)

I'm Görkem, a UI/UX designer and engineer based in Ankara, leading the design team at [PushBrands](https://pushbrands.app/en), a Saudi UGC marketplace. I've spent over eight years designing and building digital products, and lately the systems underneath them: Helmlab, a color space trained on 64,000 human color judgments that now ships in Color.js; open-source tools for icons, sound and the terminal; and, as Orbit Design, Figma plugins with more than 100,000 users.

Book a call

Talk about color, design systems or Helmlab.

Saturdays 19:00–21:00 Istanbul time, on Google Meet.

Book a call